Kadınların büyük aşk yanılgıları

Filmi görmüş olmalısınız. Hani, balık etindeki Birdget Jones’un alkol- kilo savaşlarını anlatan filmi… Hani, yaşıtlarının çoktan evlenmiş olduğu otuz ikisinde hala bekar aynı adlı sarışının aşk arayışlarını anlatan filmi… Hani, yakışıklı- karizmatik patronu Daniel Clevear’in hayatının aşkı olduğunu sanırken, zamanla onun sadece uçkuruna düşkün basit ve güvenilmez bir erkek olduğunun kavrayışlarını anlatan filmi… Hani, bütün bu yanlışları sırasında kendisiyle ciddi anlamda ilgilenen ve güvenilmeyi sonuna kadar hak eden avukat Mark Darcy ile en sonunda aşkı buluşlarını anlatan film…
 
Yalnız bu film ve Bridget Jones mu? Aslında kadın bu hatayı her yerde ve hep yapar. Hep ikilem yaşar, doğruyu ıskalar ve bir çok sinema filmi de bunun üzerine gişe rekoru kırar. Karşı tarfta biraz karizma- biraz kibarlık, kendisinde de biraz göz yanılması- biraz aptallık olduğu sürece gider ve hep yanlış adamın birine tapar. Güvenilir ama çirkin olanı, yakışıklı ama güvenilmez olana tercih ettiği Çatlak Profesör ya da Shrek ya da Al Yazmalım vs. gibi bir kaç tersine senaryo dışında kadın, biraz oyalandığı bu oyuna aptalca kanar. Kısacası kadın bu hatayı hep yapar. 
 
Filmler, romanlar, yaşanılmışlıklar hep bunun üstüne… Yani, şimdi biz kadınların büyük aşk yanılgılarından bahsediyoruz. Bazı kadın dergilerini masaya yatırdığım bir önceki yazımda, o dergilerdeki bazı kabulleri alabildiğine eleştirmiş fakat içlerinde bir o kadar da haklılıkların ve katılmadan edemediğim konuların varlığından söz etmiştim. İşte o konulardan biri de kadınların aşk yanılgılarıydı. Bakalım neymiş katılmadan edemediğim bu yanılgılar;
 
1. Kadın çok tanımadan aşık olur. Düşünelim.. Muhtemelen doğrudur. Her aşk biraz “bay doğru”nun “bay en yanlış” olduğunu anladığınız ateşten bir yoldur.
 
2. Kadın çabuk ikna olur. “Çok çalışıyor, bırak beni aramayı başını kaşımaya vakti yok” gibi cümlelerle hiç aranmamasına kendisince bahane bulur. Düşünelim… Kadınlar bunu sık yapar, yani doğrudur.  Her erkek eğer çok aramak isterse sevdiği kadının sesini duyabileceği bir beş dakikayı her daim bulur. Ama aramak istemezse de bir beş bahaneyi beş dakikada aynı ustalıkla uydurur..
 
3. Kadın genellikle karşı taraftan yönelen basit bir “cinsel çekim”i idealize ettiği büyük bir “aşk”la karıştırır. “O bana aşık, çünkü benimle tensel paylaşımları var” türünden bir yalana kendisini alıştırır. Ve zaman içinde salt aşk adına “ne” rolü oynadığına kendisi bile şaşırır. Doğrudur da… Bir kadın, erkeği kendisi gibi algılama eğilimindedir ve ona göre de dokunmanın ilk şartı sevmektir. Ve kadına göre sırf kendisine dokunuyor diye bir erkek onu sevmektedir.
 
4. Kadın kendi dertleriyle kimseyi bunaltmamak düşüncesindedir, susar… Sınırlı zamanı kaliteli kılmak adına yüzüne derhal bir gülümseme takar. Oysa erkek bütün gün başına ne geldiyse, ne keyfine ters düştüyse bir güzel sıralar. Üstelik bir de o kadına gülümsemek pek içinden gelmiyorsa, bunu bahane eder ve surat asar.
 
5. Oldu da evli bir erkeği sevdiyse, sevgisi için iki numara olmak ya da bir anlamda “kuma”ya bile sıcak bakmak da kadına kalır. Oysa dürüst her erkek için, hayatının bir yerinde bir seçim kaçınılmazdır ve hiç olmazsa bir kez adam gibi davranır. Düşünelim. Bu da doğrudur ve belki de sevgi adına katlanılan en büyük yanılgı da budur.
 
6. “En azından onu tanıyorum, başkaları ya daha kötüyse” saplantısı… Sırf bu sebepten yanlıştan bir türlü dönememe ve yanlışa sürekli yeniden dönme takıntısı… Bu yanlış mı peki? Bu da doğrudur. Sırf korku ve endişeler uğruna başka ihtimaller atlanmakta ve kim bilir hangi alternatifler kaçırılmaktadır.
 
7. “Onun zamanla değişeceği”ne inanmak… Bu da kocaman ve zaman çalan bir yanılgıdır. Gördüğünüz üzere kar hep kışın yağmakta, bebekler dokuz ayda doğmakta, denizler yazın ısınmakta, yani her şey hep aynı kalmaktadır.

Ayrıca onun da çok fazla suçu yoktur, o sadece doğanın kanununa uymakta ve doğduğu anda kendisine sunulan maddenin en katı halinden bir türlü çıkamamaktadır. Doğrudur da, insanda bir şey özde ve doğuştan gerektir. Sonradan insanın içine ne sadakat- ne dürüstlük- ne erdem sığmamakta, sığsa da pek bir yapmacık durmaktadır….
 
Bu liste uzayıp “kadınların aşktaki on beş yanılgısı” şeklinde gidiyor. Ve buraya aralarından ancak ilk yarısı sığıyor. Söyleyecek çok şey kaldı mı bilmem… Aslında doğru ve dürüst erkeklere dil uzatılmasına en başta ben karşıyım, ama içlerinden bazılarına da bundan böyle gelin ne güvenelim ne inanalım. 
 
Kimse hakkında yanılmamanız ve kimseyi yanıltmamanız dileklerimle.